|
www.guyfinley.com
GUY'dan bir hikaye
Sorunların içinden çıkamıyorsanız, kendinizi kaybolmuş, çaresiz, coşkusuz hissediyorsanız, bilgelerin dediği gibi bardağın dolu tarafına, ya da yeni söylemle pozitif olana bakamıyorsanız; size bir yol göstermek istiyorum.
Bunu bir hikaye ile anlatacağım.
Gazetecinin biri değişik bir haber yaparak, ödül almak amacıyla, iki ülkenin kıran kırana savaştığı bir alana gider. Düşünceye bakın bu arada; insanların acı, yokluk içinde olduğu bir ortamı kullanarak, ödül almayı planlamakta(Kimsenin tutkularına kurban gitmeyin böyle derim.
Her neyse kahramanımız ortamı gazeteci gözüyle incelemeye başlar. Olağandışı hiçbir şey yoktur. Daha içerlere gider. Askerler arasında "tımarhane" diye adlandırılan bir bölgeye. Akşam olur, birden bombalar düşmeye, alevler her yönden yükselmeye başlar. Korkunç patlamalar, çığlıklar. Herkes deli gibi sığınaklara koşmaktadır. Bu da kendini bir sığınağa atar. Sığınaktakilerin hepsinin canı burnunda. Biri canım diyecek olsa, diğeri canın çıksın diye saldırıyor boğazına. Ertesi akşam gene aynı. Ertesi akşam gene aynı.
Sığınağın uzak bir köşesinde tek başına bir adam dikkatini çeker. Mesut, mutlu, yüzünde gülücüklerle sakin sakin etrafı seyreden bir adam. Önce ilaç kullandığını düşünür. Sonra dayanamaz yanına gider. "Hayrola", der; "savaş burada bile devam ederken, sen nasıl bu kadar sakin, huzurlu oturabiliyorsun?"
Adam gazetecinin yüzüne, aynı mesut ifadeyle bakarak;
"Ben tayinimi istedim. Bir iki güne kalmaz, gelir, dediler. Burasıyla işim yok yani!"
Demem o ki, siz de tayininizi isteyin. Bardağın dolu boyutuna. Bir anda içinden çıkıveriyorsunuz sistemin. Kavganın. Tartışmanın. Deneyin, çok güzel geliyor.
Üstelik farklı seçimlere sahip olduğunuzu görebiliyor ve yaratıcı olabiliyorsunuz. Bu da size tayin yerine terfi bile getirebilir.
Bir deneyin. Pişman olmayacaksınız. Benden söylemesi.
KOCA BİR YALAN
Yalan olduğunu bile bile bir şeyi her ne pahasına olursa olsun isteyerek, iç sesinizi duymadan yuttunuz ve sonunda o yalanın midenize oturmasına katlandığınız hiç olmadı mı?
Mesela, iç sesiniz asla olmaz demesine rağmen, birisinin çekiciliğine kapılıp birlikte oldunuz ve bu beraberliğin tüm sancılarını hiç çekmediniz mi?
Şimdi böylesi bir başka yalan her modelde geziyor ortalıkta. Herkes "zengin", herkes "başarılı" olabilirmiş. Koca bir saçmalık. Herkes bunun doğru olmadığını biliyor ama herkes konuşuyor. Beyinlerinizin bolluk bereket vizyonları ile doldurulmasına izin vermeyin. Kimse bunun anahtarına sahip değil, cennetin anahtarının kimsede olmadığı gibi. Anahtar sadece sizde.
Gerçek bereket, başarılı olmak için ihtiyacınız olan her şeye şu anda sahip olduğunuzu bilmektir.
Zenginlik, değerli mallara sahip olmak, egemen bir güce sahip olmak değildir. Bunlar kaypak bir zeminin üzerine kurulmuş ilüzyonlardır. Dışımızda bir takım koşullara bağlıdır. Ve her an koşullar değişebilir ve sahip olduklarımızı yitirebiliriz.
Gerçek bolluk bereket ve zenginlik, sakin bir zihin, şefkatli bir kalp ve korkusuz bir ruhta yatar.
Evet, bu dünya eşit fırsatlar ülkesi değil. Çoğunuz sokakta açlıktan ölen adamlar görmediniz. Ama bunu görmemiş olmak, olmadığı anlamına gelmiyor. Bunu görmek istemeyebilirsiniz. Ama o insanın kaderini, yaratılmasına yardımcı olduğumuz bu dünyanın kaderinden nasıl ayrı tutabiliriz?
Gözlerimiz sadece, aklımızın düşlediğini görür. Düşlerimizde uyuyan bir beynin dizaynıdır. Düşleyen beyin de, zenginliğin bir adım ötede, falan köşenin ardında olduğunu söylüyor. Gelecek bir zamanda. Bir yalan daha!
Gelecek bir zaman yok. O kadar.
Şu anda ne isek, onu daha sonra değiştiremeyiz. "Sonra" diye bir şey yok. Ya şimdi değişiriz. Ya da hiç.
Belki de dünyadaki en büyük sır budur.
Gelecek, gelecek bir zaman değildir, öyleyse size gelecek bir "zengin yaşam" yoktur. Ya şimdi zengin olmayı seçersiniz, ya da hiç.
Bolluk içinde bir yaşam nedir?
Bolluk içinde bir yaşam, içinizdeki tüm ölçümlerin ötesindeki sevgiyi bulmaktır. Bu hiçbir şekilde yok olmayacak bir ışıktır. Dışarıdakiler onu sarsabileceklerini ümit ede dursun, hiç sarsılmayacak ve yıkılmayacaktır. Kısaca söylemek gerekirse, kendi sonsuz ve sınırsız gerçek beninizi uyanmaktır. Kendi gerçeğinizle kurduğunuz bu ilişki nereye giderseniz gidin, ne yaparsanız yapın, başınıza ne gelirse gelsin, hep sizinle kalacaktır.
En güzel tarafı, bu öyle bir bolluk ve bereket ki, dünyada ki her kes bunu bulabilir. Sahip olabilir. Hiç kimse bunu başarmış olmaktan dolayı acı çekmez. Bu kendini anlama ve gerçekleştirme dozunu yükselttikçe, dünyanın ve dolayısıyla evrenin ışığını, bolluğunu arttırmaya katkıda bulunuruz.
Bunun doğru olduğunu çoğumuz biliyoruz. Yalnız sahip olduklarımızı "nasıl" olabileceğimizi bilmiyoruz. Bu nedenle onların yerini tutacağını sandıklarımıza tutunuyor, onları alıp satıyoruz. Ve onlar bize, şuurlu varlığımızın temeli üzerine kurulmuş bir güç sahnesini ödünç olarak veriyor, ve biz bu ödünç sahne üzerinde yaşadığımız temelsiz duygularla avunuyoruz.
İster inanın ister inanmayın ama biz onların sunduklarından çok daha fazlasına sahip bir yaşam kurabiliriz.
Farkında olsanız da olmasanız da yaşamınızı her an siz dolduruyorsunuz. Siz kuruyorsunuz. Siz yaratıyorsunuz. Bunu okurken bile kaderinizi yaratıyor ve deneyimliyorsunuz. Bir başka deyişle geleceğiniz, şu anda yaptıklarınız ve deneyimlediklerinize bağlı. Bu gerçeği anlamak, kimsenin içine giremeyeceği, yerini dolduramayacağı, kendi Gerçek Ben'inizin hazinesini açmak demektir.
Bir yol ağzındasınız:
Ya sağlığınızı ve ilişkilerinizi riske edeceğiniz geçici hazlara sahip olacaksınız
Ya da sizi mutsuz eden şeyleri kalıcı gerçek bir spiritüel bereketin hakim olduğu alana taşıyarak mutluluğa dönüştürürsünüz.
Hangi yol tercihiniz?
İkincisi mi?
Evet. Şimdi şu anda istediğiniz her şey sahipsiniz. Bir sonraki an yok. Gelecek diye bir şey yok. Gelecekte mutlu olmak, gelecekte zengin olmak diye bir şey yok. Çünkü gelecek yok. Ya şimdi de var. Ya da hiç yok.
Ya şimdi mutlusunuz. Ya da şimdi!
Kendinizi Görerek, Kendinizi Özgür Bırakın
İçinizde saklı acıları şifalandırmanın 9 yolu.
İçinde barındırdıklarını görmeyi reddeden bir kimse asla özgür olamaz. Bu nedenle gerçek şifa çalışması kişinin kendi Gerçeğini görmesinde yatar. Kendini gerçekten görmek. Başka bir yol, başka bir sıralama, başka bir düzen yoktur. İstenmeyen bir durum olduğun da onu düzeltmek gerekir, yükselen güneşin, gecenin karanlığında gizli korkuyu silmesi gibi. Bu nedenle içimizdeki her şeyi öğrenmemiz gerekir. Bizi cezalandıran bir tarafımız var, bu taraf aslında varolan karanlık tarafımızı görmemizi engelleyerek cezamızı uzatıyor. Çok daha iyi olabiliriz. Bunu öğrenebiliriz.Kendi gerçeğimizle yüzleşmek acı bir ilaç gibidir. Acıdır ama, iyileştirir. Nihai ruhsal bütünlüğümüze bizi götürecek olan ilk adım kendini gerçeğini görmenin verdiği acı ile başlar. Kendimizi olduğu gibi görme dürüstlüğü reçetesini uygulamanın getireceği sonuçlar -tadından- çok daha önemlidir.
Görülmesi gerekeni görmediğimizde, gözümüzü açacak dokuz gerçek. Özgür olmak için görmeyi seçin.
1. Yaşantımıza eklediğimiz hayali değer, birileri bizim düşlerimizi rahatsız edinceye kadar sürer. Ve bizler bu gerçeğe gözlerimizi kapatırız.
2. Nereye gidersek gidelim, kiminle tanışırsak tanışalım, aynı sorunlara çarptığınızı ve aynı olumsuzlukları deneyimlediğimizi görmezden geliriz.
3. Kötü davranışlarımızdan dolayı üzgün olduğumuzu belirtmenin, bu davranışlarımız nedeniyle başları belaya girmiş olanlar tarafından, artık rahatsız edilmek istemediğimizi belirtmek anlamına geldiği gerçeğini göz ardı ederiz.
4. Başkalarının bencil isteklerine hizmet ediyor olmaktan dolayı başkalarını acımasızca suçlarken, böyle anlarda aslı acının, "Hayır" diyebilme korkaklığımızdan kaynaklandığını görmeyiz.
5. Bize ve başkalarına verdiği tüm acı gerçeklere rağmen, hala yaşamda "kazanan" olmanın ne olduğunu bildiğimizi sanıyoruz.
6. Kendimizde mevcut karakter hatalarını saklama da bir üstat kesilmenin, etrafımızda bu yönlerimizle muhatap olan insanları artık incitmiyoruz demek anlamına gelmediği gerçeğini göz ardı ediyoruz.
7. Bir başımıza yolumuza devam etmektense, tanıdık bildik yalancıların ve hainlerin eşliğinde yürüdüğümüz gerçeğini göz ardı ediyoruz.
8. Başkalarının şikayetlerini dinleme acısının önüne geçmek için, kendi rahatımızı bozduğumuzu (özellikle başkalarının ihtiyaçlarına cevap verirken) göz ardı ediyoruz.
9. Kendimize acıyarak döktüğümüz göz yaşlarının, bütün bu yaşlara neden olan kendi içimizde saklı benliğimizin doğasını bir damla olsun değiştirmediği gerçeğine sırtımızı dönüyoruz.
Hızlı bir iyileşme istiyorsanız, ışığı kendinize davet etmek için bu dostane uyarılara kulak verin. Unutmayın ki tek bir işimiz var, kendimizi Hak (tek gerçek, doğru) penceresinden görüp, geri kalanı halletmesini gene Hak'ka bırakabiliriz.
|
|
|
|
|
STRESSİZ BİR YAŞAMIN 12 SIRRI
1. Gerçek başarı neler kazandığınızla değil, sessizce neleri anladığınızla ölçülür.
2. Bir şeylere tutunmanın acıttığını anladığınızda, koyverme kendiliğinden gerçekleşir.
3. Acı yaratan, işkence çektiren sorulara cevap aramak neden? Eziyet çekmenin her hangi bir akıl işi olduğunu söyleyebilir misiniz? Acı veren soruları bırakın.
4. Düş kırıklıklarınızı düzeltilmesi gereken bir dış kaynağa bağlamak yerine, anlaşılması gereken bir iç durum olarak algılayın.
5. Gizli gücünüz, gizli zayıflığınızın gerçekte size ait olmadığını biliyor zaten.
6. Koyvermek, ne olmadığınızı bulup, onları terk etme cesaretini göstermektir.
7. Kendinizi başkalarınıza sürekli olarak nasıl onaylatacağınızı sorgulamak yerine, şu soruyu sormayı öğrenin: gerçekte ben ne istiyorum, kalabalıkların alkışlarını mı yoksa sakin bir şekilde kendime ait bir yaşamı sürdürmeyi mi?
8. Acıyı silmek için zevkin peşinde koşmak, sizi serinletmesi için rüzgarın peşinde koşmaya benzer.
9. Gerçek özgürlük kendini tuzağa düşmüş hisseden benliğin yokluğudur, yoksa kendini özgür kılmak için benliğin ihtiyaç duyduğu tuzağa düşmüşlükler değildir
10. Benliğinizden vazgeçmek, sorunlardan vazgeçmektir, zira onlar bir ve aynıdır.
11. Onsuz yaşayamayacağınızı zannettiğiniz bir şeyi koyverip saldığınızda, tek kaybdeceğiniz şey, korkunun kendisidir.
12. Sınırsız olma arzunuzla iyi geçinin.
O'NU HATIRLAMAYI HATIRLAMAK
Yaşantınızda Tanrıya ihtiyaç duyduğunuz an, O'nun yaşantınıza girmeye başladığı andır. Ve ona ihtiyaç duyduğunuz zannı, aslında onun kendini gizli davetidir. Dünyada var olan hiçbir şeyin doyuramayacağı bir açlık olarak hissettirir kendini. Sizin bu içsel davete vereceğiniz tepki, O'nun kendisini size aşikar etme hızını belirler. Bu davete verilecek en iyi yanıt, yanıt vermek için bekleme halinde olmaktır - bu içsel halde olmak eskilerin dünyevi işlerin yüklerini üstlenme talebi çıkartma olarak anlattığı şeydir. Bu Yüksek Benliğinizin alıcılığı içinde olduğunuzda, şimdi mümkün gibi görülmeyen, bu şekilde kalmak zorunda değildir, çünkü siz seviyenizi değiştirebilirsiniz. Burada anlatmaya çalışacağımız özel bir çalışma ile. Bu çalışmanın adı, spiritüel hafızayı güçlendirme.
Spiritüel Hafıza? Aklınızın, Tanrının kendi yaşamını size ilk hatırlattığı bölümüdür. Son zamanlarda yapılan bir çalışma akılda böyle bir bölüm olduğunu söylüyor. Sizin Yüksek bir Yaşam arama yolculuğunuzda bazen öyle gerçeklerle karşılaşır ve hiçbir şüphe duymadan ben bunu zaten tüm yaşamım boyunca biliyordum, diye kabullenirseniz. Her nasılsa, bir şekilde unutmuşsunuzdur. Aklınıza gelmemiştir hani. Aklınıza gelmesi; aniden, yıllar önce kaybettiğiniz bir arkadaşınızla hiç beklemediğiniz bir anda karşılaşmış olmaya benzer. İşte aynen böyle olmuştur. İşte - bir zamanlar kaybetmiş olduğunuz bu Gerçek ile anlık yüzleşmeler - kaybettiğiniz Gerçek - ile yeniden karşılaşmak gibidir. Bu Gerçek'in Kaynağı ile: Tanrı ile olan ilişkiniz canlanır yeniden. Bu keşif gittikçe belirginleşir ve sizin Spiritüel hafızanızı içinde barındıran Aklı, bir parçası olduğunuz ve sizde kendini o parça yoluyla ilişkilendiren, Tanrı'aklına uyanmaya başlarsınız.
Yeniden kavuştuğumuz bu kayıp arkadaş, bu Gerçek, Tanrıyı hatırlamayı hatırladığımız her an kendi yüzünü gösterir. Tanrıyı hatırlamayı hatırlamak ise, Tanrının kendi yaşamını, sizin yaşamınızla birleştirme davetini kabul etmek, almak ve ısrarını dilemektir. Burada ele alacağımız 10 egzersizi, uygun an geldiğinde, yapın ve ne olacağını merak etmeyin. Sonuçları konusunda beklentiye girmeyin. Tanrıyı hatırlamayı hatırlamak için gösterdiğiniz her gayret, onun size göstereceği yakınlığı, ilgiyi arttırır. Bu çalışmaları yapılamazlığı yoktur.
Unutmayın Tanrı kendini sizde daha fazla tezahür ettirmek istiyor ve Tanrı her zaman istediğini alır!
1. Bir diğer kişinin ihtiyaçlarını gidermek üzere bir iş yaptığınızda, Tanrıyı hatırlamayı hatırlamak size, aslında üstatlara hizmet etmenin size bir yarar getirmesini beklemenin imkânsızlığını anlamakla kalmaz, Gerçek Başarının size bu gerçeği anlamakla geldiğini fark edersiniz.
2. Birisi size övgüler sunmaya başladığında, bu alkışı hakketmek için gösterdiğiniz ışık her ne ise, o ışığı yansıtmak için kim tarafından ayna olarak kullanıldığınızı unutmamak için Tanrıyı hatırlamayı hatırlayın.
3. Kendinizi mahkum ederken, kendi yargıcınız olarak çok insafsız olduğunuzu, yaşamınızı yeni baştan düzenleyecek hükmün, Yüksek Temyiz Mahkemesinin yetkisinde olduğunu kendine hatırlatmak, Tanrıyı hatırlamayı hatırlamaktır.
4. Yemek yerken, Tanrıyı hatırlamayı hatırlamak, arzularını tatmin ettikten sonra sizi terk edenler gibi, açlığınız giderilince onu terk edenlerden olmamayı hatırlamaktır.
5. Yolculuklarda,Tanrıyı hatırlamayı hatırlamak, gittiğiniz yer neresi olursa olsun, yaşadığınız yerin her zaman kalbinizin bulunduğu yer olduğunu ve hiçbir yerin içine ne koyarsanız koyun, bu yerden daha iyi ya da daha kötü olmadığını anlamaktır.
6. Kendi düşünce ve duygu fırtınalarınızdan sırılsıklam olup ta yağmur altında durmanın gerekmediğini anladığınızda Tanrıyı hatırlamayı hatırlarsınız.
7. Bir korku ya da kayıp karşısında, sizi aşağı çekmesine rağmen sıkı sıkı tutunduğunuz şeyi bırakıvermekle daha yüksek ve mutlu bir yönde harekete geçmekle aynı olduğunu anlamak, Tanrıyı hatırlamayı hatırlamaktır.
8. Bir tartışmanın, ya da kavganın orta yerinde, - isterse spiritüel özgürlük adına yapılmış olsun, konunun kalıcı olmadığını fark ederek işin nörotik halinden çıkıp, kazanma ihtiyacının zorlayıcı gücünü de geride bırakıp, yürüyüp gidebileceğinizi seçebilmek, Tanrıyı hatırlamayı hatırlamaktır.
9. Yapmak zorunda kalmasaydım diyerek bir şeyler yaparken, size her zaman Kim olduğundan hoşnut, bulunduğu yerden son derece mutlu Olan birini hatırlatıyorsa, Tanrıyı hatırlamayı hatırlıyorsunuzdur.
10. Tanrıyı hatırlamanın bana ne faydası var derken, aynı zamanda bu şüphenizin ardında, kendi şüphelerinizin haksız çıkması ve keşke bir yardımı olsa dileğini taşımak, Tanrıyı hatırlamayı hatırlamaktır ve bu da Gerçek Spiritüel Samimiyetin başlangıcıdır.
|
|
|
|